Depo Pergamon | Akdeniz / El Mediterráneo
bergama, pergamo, pergamon, restauración, taller de restauración, campo de trabajo, universidad, estudiantes, experiencia, edificion antiguos, patrimonio, sociedad, gastronomía
304
page-template,page-template-full_width,page-template-full_width-php,page,page-id-304,page-child,parent-pageid-306,ajax_fade,page_not_loaded,,select-child-theme-ver-1.0.0,select-theme-ver-4.4.1,paspartu_enabled,menu-animation-underline,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Akdeniz

“Toprakların ortasında”, bu Akdeniz’in semantik kökenidir. Odak noktası denizin merkezinde, bakışlar kıyıların misafirperver koylarına doğru 360 derece hareket ettiği yerde konumlanır. Deniz ne engel ne de bir sınırdır; o, hayal edilebilecek en büyük köprüdür: “Mare Nostrum (Benim Denizim)”.

Tarih boyunca bu denizde; Fenikeliler, Yunanlar, Romalılar ve hatta uzak çöllerden gelen Araplar, gelişmek için ticaret yaptılar, hayatta kalmak için anlaşmalar yaptılar. Denizi geçen bunca uygarlıktan bahsetmemiz bir tesadüf değil. Neden böyle bir oluşumun içindeyiz? Çünkü kıyının ötesinde ne olduğunu ve sadece bizim geride bıraktıklarımızdan ibaret olmadığını bilmek önemlidir. Kültürel miras sadece korunmak değil, ortaya çıkarılmak, deneyimlenmek ve zenginleştirilmek ister. Atalarımızın inşaa ettiği miras bizi yeni meydan okumalara davet ediyor. Yeni neslin görevi artık denizi ve denizdeki ticareti kontrol etmek değil, onun kıyısında yaşayanlarla fikir alışverişi yaparak farklı bir yoldan zenginleşmektir.

Akdenize bakan tepeler medeniyetimizin zenginliğidir; bu tepelerde günümüzün temelleri doğdu ve o tepelerin aşağısında koylar, limanlar ve kentler oluştu. Truva, Bergama, Efes, Knossos, Rodos, Tire, İskenderiye, Kartaca, Malaga, Sagunto, Massilia, Capua, Agrigento, Crotone, Split, Mycenae, Atina ve Selanik; davetkar körfezleri ve ufuktan farkedilen deniz fenerleri sayesinde birbiriyle bağlantılı Akdeniz şehirlerinden sadece birkaçı.

Akdenizin tekrar eski önemine kavuşmasını, kültürün ve düşüncenin feneri olmasını istiyoruz. Bizi ayıran şeylerden daha çok birleştiren şeylerin varlığına inanıyoruz; o yüzden, gelin beraber aynı yöne yürüyelim . Barışın ve özgürlüğün ortaklığından oluşan bir geleceğe…

El Mediterráneo

“En medio de las tierras”, este es el origen semántico del Mediterráneo. El punto focal se encuentra en el centro del mar, desde donde la mirada se desplaza 360 grados hacia la hospitalaria concavidad de sus costas. El mar no es un obstáculo ni una frontera, es el puente más grande imaginable: nuestro “Mare Nostrum”.

Desde siempre los fenicios, los griegos, los romanos e incluso los árabes que venían de lejanos desiertos, anhelaban intercambiar para subsistir y negociar para crecer. No es coincidencia que hablemos de civilizaciones que cruzaron el mar. ¿Para qué adentrarse en semejante empresa? Porque es importante saber qué hay más allá de la costa y no solo lo que dejamos en el interior. El legado cultural quiere ser exportado, experimentado y enriquecido, no solo preservado. El legado construido por nuestros antepasados nos llama a nuevos desafíos. El próximo reto para las nuevas generaciones ya no es el control del mar y sus oficios, sino una nueva forma de enriquecimiento a través del entendimiento mutuo e intercambio de ideas entre los que viven en sus orillas.

Las colinas que se asoman al Mediterráneo son la riqueza de nuestra civilización; de estas colinas han surgido los pilares de nuestro presente, y en la parte inferior, en las bahías, puertos y ciudades : Troy, Pérgamo, Éfeso, Cnosos, Rodas, Tiro, Alejandría, Cartago, Málaga, Sagunto, Massilia, Capua, Agrigento, Crotone, Split, Micenas, Atenas y Tesalónica, sólo son unas de las tantas ciudades interconectadas gracias a golfos acogedores e imponentes faros para ser reconocidas desde el horizonte marino.

Queremos que el Mediterráneo sea grande de nuevo, faro de cultura y pensamiento. Nos unen más cosas de las que nos separan, vayamos pues en la misma dirección. Hacia un futuro común de paz y libertad.